31 Temmuz 2012 Salı

Bodø tatili-1

Kanada geyigi, gel-git, orman, dag evi, deniz, yuksek daglar, aydinlik bir gece.. Bodø`ye ucuncu gelisim ve her gelisimde farkli seyler ogrenip heyecanlaniyorum! Bu gelisime doga acisindan damgasini vuran donus yolunda sabahin erken saatlerinde havaalanina giderken gordugum Kanada geyigiydi! Norveccede `Elg`olarak gecen bu geyik turunun asli turkcede `sığın` mis (detaylari buradan da bulabilirsiniz)...

Aslinda donus yolunda hep huzunlenirim. Sevdiklerimden ayrilirken sanki bu son sansimmis gibi hissederim. Son gorusum, son sarilisim, son konusmam.. Onceden bu kadar etkilenmezdim, hos hala da gostermem ama icimde daha derin yasamaya basladim bunlari. Sanirim uzakta olmak insana bunlari daha da farkettiriyor. Su sığını gordum de konu degisti sabah sabah.. Ayrilma fasli cabuk gecti. Dedemizin 14 agustosta olacagi ameliyata sans diledikten sonra buruk bir duyguyla girdik salona Lucas`la. Lucas ise coktan ucak sevdasina dusup sorular sormaya baslamisti, `Hani benim ucagim anne?, Nerde?, Ne renk?` vs vs..

16 Temmuz`da gece (!!!) saatlerinde alana girerken hava boyle bulutluydu. Iki hafta boyunca ayni bulutlarin bizi oraya kadar takip edecegini dusunmemistim. Uc sene once ilk gittigimde gunluk guneslikti hava ve hatta guneslenmistik! Bu sefer ise toplam bir saat bile gunes gormedim desem yeridir. Yanliz havanin bulutlu olmasi karanlik olmasi anlamina gelmez gece hala bulutlu bir aydinlik soz konusu. Yaklasik 1,5 saat kadar ucustan sonra Bodø`ye vardik. Dedemiz ve babaannemiz bizi karsiladi (tabi sevgili tuylu kopekleri Beauty`i unutmamak lazim, o da ailenin bir uyesi- Yani burda gordugum butun evde hayvan bakanlar onlara o gozle bakiyor. O kadar ki, Beauty`nin alerjik deri hastaligi ve gozundeki bazi sorunlar icin iyi rakamli faturalar odedikleri bunu cok iyi gosteriyor. Hastalikli diye kenara atmak yerine gercekten ailenin uyesi gibi davraniyorlar. Hos ben geldiginde salona almasam da kayinvalidemin beni anlamaya calismasi da guzel. Neyse Beauty ile ilgili maceralarimi belki baska bir sefer anlatirim.-)

Yine yolculuk..
Bodø dediysem merkezde degil evleri, yine yaklasik bir saatlik araba yolculugundan sonra Juvika`ya geldik. Juvika, bulunduklari alanin adi (evleri, dedemizin ailesinden kalma genis alanli orman icinde.. aradan anayol geciyor ve yoldan karsiya gecip asagi inince sahile geliyorsunuz. gun boyunca bircok kez gerceklesen gel-git surecince Juvika Burnu olarak gecen kucuk adaya kadar yuruyebilirsiniz). Hava ne kadar aydinlik da olsa saat gece 2 sulari oldugu icin direk herkes yataklara gitmisti bile.. Iyi geceler Juvika, yarin ayilinca gorusuruz..

Iste sabah oldu :) Evin cevresine bakinalim dedemiz neler yapmis...

Dedemizin dogup buyudugu eski evleri..Eski tip ailesinden kalma esyalar ve anilarla dolu..
Bu da tamamen kendisinin yaptigi yeni evleri. Bu evi insa ederken kendise ikinci el kamyon, is makinesi ve traktor almis. Evinde de bir suru ev yapma teknikleriyle ilgili kitaplar var.. Azim boyle birsey olmali sanirim!






Henuz evin disi tam bitmese de babaanne suslemeye baslamis bile..


Ve tataaaa 1-2 gunluk tatli bir calismayla bu duvar da bitti! Yagmura inat boyamaya devam edince sonuc aldik. Zaten Norvec`te hava kosullarini beklerseniz hicbir isi tamamlayamazsiniz (ben bunu iyice anladim!). Caliskan adam deyimi,
kesinlikle dedemizi tanimliyor. Saglik kosullarinin kendini yavaslattigini kendine sindiremedigi her halinden belli.
Islerin yavaslamasi ya da aksamasi ona gore degil. Bu yuzden caktirmadan da olsa birseyler yaparak yardim etmek istedim. Su an diger torunlari ve amcamiz onlarda, ki sanirim disarisi daha da toplanmistir :))

Vee biraz da etraftan manzaralar..










Posta kutulari :)




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder